Bu haftasonu gezimiz için Rahmi M. Koç Müzesini seçtik. Rahmi M. Koç  müzesi İstanbul Avrupa Yakası Hasköy semtinde kurulu.

Kapıdan girdiğim anda neden daha önce gelmedik diye kendi kendime inanılmaz kızdığımı itiraf etmeliyim.

Kapı girişindeki uçak zaten Hüseyin’i çılgına çevirmeye yetti bile, sonrasında asılı duran araba ve merdivenle içine tırmanabileceği kocaman bir uçak geçireceğimiz keyifli saatlerin sadece başlangıcıydı.

img_5380

2,5 yaşındaki oğlum ile başladığımız bu gezi de, biz uçağa çıkıp içini gezerken eşim biletlerimizi aldı. Sonra bu uçağa babasıyla yeniden çıktı ve daha sonra da bir kaç kez daha çıkmak istedi.

Saat 11:00 de Hasköy’den Sütlüce’ye giden tarihi bir tren seferi vardı. Bizi güleryüzlü bir biletçi karşıladı ve biletlerimizi alıp trene bindik.

img_5376

 

Bir tarafımız deniz bir diğer tarafımız yeşillikler içinde tarihi bir tren yolculuğu gerçekleştirmek ailecek hepimizi çok mutlu etti. İlk önce metro ile tanışmış olan Hüseyin’de bir farklılık olduğunu anladı hele trenin makinesi durak bittiğinde yer değiştirip öne geçince çok şaşırdı. Kucağıma gelip etrafı izledi.

img_5375

Nasıl da merak ve şaşkınlıkla bakıyor..

Arkadaki reklamlarda geçmiş zamanı yaşatıyor.. Bu tarafta Aygaz’ın emniyet başlığı olsada, diğer taraftaki reklam da Tezek’ten kurtulmanın mutluluğunu yansıtan ifadeler vardı. :))

Trenden indikten sonra yine en çok vakit geçirdiğimiz alanlardan biri yarış arabalarının tümünün bir arada sergilendiği yer oldu. Neredeyse bütün arabaları tek tek inceledi, yarışlarda giyilmiş kıyafetler, kasklar, ekranlardan izleyebileceğimiz yarışlar ve duvarlarda ki yarışlara ait gazete sayfaları oldukça hoştu. Bizde zaten O’nu konsepte uygun giydirmiştik.

img_5373

Gitmeden okuduğum yazılarda, düğmeye basıp çalıştırabileceği makineler olduğunu okumuştum ve bunun Hüseyin’in ilgisini çok çekeceğine emindim. Barajdan alınmış İSKİ ye ait koca koca makineleri bir düğmeyle çalıştırmak O’na nasıl hissettirdi tahmin bile edemiyorum.

img_5372

İşte zafer O’nundu.. Nasıl da Mutlu..

Müze turumuza kapalı alanda devam ettik. Bir sürü yıla ait bir sürü model araba.. Daha defalarca gidilip uzuun uzuun gezilmesi mümkün bir alan. Ancak hepsinin içine binmek istediği için burada biraz gezi zorlaşmaya başladı bizim için. Malesef arabaların içine binmek yasak.. Elbet yasak olması normal ama gelde bunu o yaştaki çocuğa anlat.. O nedenle arabalar kısmından biraz hızlıca O’nu ayırmak zorunda kaldık.

img_5378

Yine kapalı alanda bulunan Meraklı Minik bölümüne geçtik. Burada gördüğü herşeyin çalıştırabileceği düğmeleri vardı. 1 saate yakın bir süre, motor, bisiklet, araba makinelerini bir düğmeye basarak çalıştırmanın sarhoşluğu içerisindeydi. Makinelerin çalışırken çıkardığı sesleri neyin nasıl çalıştığını dakikalarca izledi. Bizde O’nu izledik keyifle.. Ancak bu alanda belki anne babalar için minik bir dinlenme bankı falan olabilirdi diye düşünüyorum. Ayaklarıma kara sular inmek üzereydi.

Yine bu alanın içerisinde, çamasır makinesi, bulaşık makinesi, fırın, ocak, elektrik süpürgesi gibi ev aletlerini de çalıştırabileceği düğmeler var ve hepsinin içini görebiliyor. En çok  bulaşık makinesi ile haşır neşir olduk. İçinden sular fışkırınca tabii :))

img_5364

Bak Oğlum bunlar bilgisayar.. Eskiden bunlar vardı..

img_5365

 

Bu alanın iki üst katı daha var, bir katında motorlar, bisikletler, bebek arabaları, mama sandalyeleri, faytonlar.. Her biri başında uzun süreler geçirmeyi hakeden çok özel parçalar. Ama bu katlarda da özellikle faytonlara binme konusunda çok istekli olduğu için zorlandık ve hızlı gezmek zorunda kaldık. Bu fotografta neredeyse ağlayacak. O’na havanın güzel olduğu bir hafta Ada’ya gitma sözü verdim. Orada gerçek faytonları görüp binebileceğini anlatarak.

img_5371

Daha sonra kapalı alandan geçişi olan trenler bölümüne geçtik. Burada da tarihi tramwaylar, Sultan Abdulaziz’in tramwayı ve bir kaç farklı tren türevi taşıtlar vardı. İyi tarafı bunlardan bazılarına binilebilir olmasıydı. O nedenle bu alanda daha uzun zaman geçirebildik.

10:30 gibi geldiğimiz müzede saati 12:30 yapmıştık. Artık iyice yorulmuştuk ve yavaş yavaş uykusu da gelmeye başlamıştı. Buradan dışarı çıkıp arabaya yönelmiştik ki.. Atlıkarıncaları gördük..

Hemen motora bindik. Artık fotograf çekmekten de yorulmuş olarak makineyi kaldıracaktım ki, hadi son bir poza basayım dedim. Şansıma da ne güzel dikiz aynasından yakaladığım o bakış..

img_5363

 

Bir Cumartesi sabahı, oldukça sakin ve rahat bir şekilde taamladık gezimizi. Tüm çalışanlar inanılmaz güleryüzlü ve ilgililer. Müzeye giriş 15 TL ve  6 yaşa kadar çocuklar ücretsiz gezebiliyorlar. Müze gezisi sırasında hiç bir çalışan sizi rahatsız edecek tavırlar sergilemiyor. O’na dokunma, aman elleme falan demiyor.

İçerideki kafeden aldığımız simit ve sandviçler inanılmaz lezzetli.

Bir de vapur seferi oluyormuş güzel havalarda.  Ayrıca çocuklar için bir sürü aktivite de varmış. Daha defalarca gideceğiz o çok net.

Bu haftasonu da ailecek yaptığımız bu keyifli gezi umarım Hüseyin’in hafızasında da güzel bir anı olarak yer eder ve gelecekte hatırlamasa da bilinçaltına pozitif bir kayıt olur.

Sevgiyle..